Koroner Arter Hastalığı

Vücudumuza 7 gün 24 saat boyunca durmaksızın kan pompalayan kalbimizin oksijene ve yeterli besine ihtiyacı vardır. Kalbin koroner damar sistemi denilen gelişmiş damar ağları ise, kan pompalamak için gerekli ihtiyacı karşılar. Kalbin sağında ve solunda yer alan iki ana koroner damar, kalbin içerisine dal ve dalcıklar şeklinde tıpkı bir ağaç gibi genişleyerek yayılır.

Kalp içerisindeki koroner damarların daralması durumunda, kalbin ihtiyaç duyduğu oksijen ve besinler temin edilemez. Bu duruma koroner arter hastalığı adı verilirken, damarların tam tıkanmasına bağlı o bölgenin kanlanmayarak görevini yerine getirememesi ise akut miyokard infarktüsü  (kalp krizi) olarak adlandırılır.

Yağ ve kireçlenmelere bağlı oluşan plakalar ve ölü hücreler, damarın iç duvar çapını daraltır. Yavaş yavaş ilerleyen bu daralmalar ve tıkanmaların nedeni ise (Ateroskleroz) damar sertliğidir. Vücudumuzu besleyen damarlar, kolesterol, yağlar, kalsiyum ve kandaki bazı maddelerin birleşerek oluşturduğu plaklar nedeniyle tıkanarak damar sertliğine neden olur.

Koroner Arter Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan koroner arter hastalıkları, ülkemizde önemli bir sağlık sorunudur. Ülkemizde yüksek oranda olan sigara, içki, doymuş yağlardan zengin diyet, hipertansiyon, şişmanlık gibi faktörler koroner kalp hastalığı riskini önemli derecede arttırdığından yakın bir gelecekte ülkemizde koroner kalp hastalığı görülme sıklığı artabilir. Toplumdaki her beş kişiden birisi kalp ve damar hastalığına yakalanmakta ve toplumdaki her 6 kişiden biri 65 yaşından önce kalp ve damar hastalığı nedeniyle ölmektedir.

Koroner arter hastalığının neden olduğu başlıca şikayetler şunlardır:

  • Bazı durumda sırtta, sol omuz ve kolda, mide ve çene bölgesinde hissedilebilen göğüs ağrısı
  • Göğüs bölgesinde basınç hissi
  • Zorlu yapılan hareket sonrası ortaya çıkan ve dinlenince kaybolan ağrı
  • Yemek sonrası ya da öfkelenme gibi kalbin çalışmasının arttığı durumlarda ortaya çıkan göğüs ağrısı

Koroner Arter Hastalığının Risk Faktörleri Nelerdir?

  • YAŞ: Erkeklerde 45, kadınlarda 55 yaş ve üstünde damar tıkanıklığı riski yükselmektedir. Ayrıca erken menopoz koroner kalp hastalığının görülme sıklığını arttırır.
  • AİLE ÖYKÜSÜ: Birinci derece akrabalardan erkekte 55, kadında 65 yaşından önce kalp damar tıkanıklığı veya ani ölüm yaşamış kişilerin bulunması ailesel risk olduğunu gösterir.
  • CİNSİYET: Kalp hastalıkları erkeklerde daha sık görülür. 40 yaşlarındaki erkeklerin koroner kalp hastalığından ölme riski aynı yaştaki kadınlara oranla 4 kat daha fazladır. Ancak yaş ilerledikçe fark giderek azalır ve 70 yaşında yarıya düşer. Menopozdan sonra kadınlarda risk giderek artış gösterdiği için 55 yaşından sonraki yaşlar eşit risk olarak ele alınır.
  • KAN YAĞLARI: Kan yağları kolesteroller ve trigliseridlerden oluşur.
    Organizmanın hormon ve enzim yapı taşlarından olan kolesterol üç ayrı formülden oluşur. LDL ve VLDL denen kolesterol zararlı, HDL ise yararlı kolesteroldür. Günümüzde kabul edilen sınırlar Total kolesterol için 185mg/dl altı, HDL için 40mg/dl’nin üstü, LDL içinde 130 mg/dl’nin altıdır. Koroner arter hastalığına karşı HDL ve LDL kolesterollerinin kontrol altında tutulması gerekir.
  • YÜKSEK TANSİYON (Hipertansiyon): Kan basıncının 140/90 mmHg üzeri olması bir risk faktörüdür.
  • SİGARA: Hastalığın oluşmasında en önemli risk faktörlerinden biri de sigara tüketimidir. Aktif içen ya da çevresel sigara dumanına maruz kalan kişilerde sigaranın zararları gözlemlenir. Hiç sigara tüketmeyenlerde kalp krizi ve kalp hastalıklarına bağlı ölüm riski sigara tüketen bireylere göre erkeklerde 2,7 kadınlarda ise 4,7 daha azdır. Sağlığa yararlı kolesterolü düşüren, zararlı kolesterolü yükselten sigara, hastalık sonrası bırakıldığı takdirde kalp krizi geçirme riskini %50 azaltmaktadır.
  • ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET): Şeker hastalığı, damar sertliğine neden olan risk faktörlerindendir. Özellikle şeker hastası olan kişilerde, damar sertliği daha sık ve erken yaşlarda görülürken, erkeklerde 2, kadınlarda ise bu riski 4 kat artırmaktadır.
  • HAREKETSİZ YAŞAM TARZI: Spor ve hareketli yaşam yakılan kalorinin artmasını sağlar. Bu sayede kişiler kötü kolesterol seviyelerini düşürürken, iyi kolesterol seviyelerini ise yükseltir, kan basıncını düşürürler.
  • PSİKOLOJİK ETKENLER: Stres tüm hastalıklarda olduğu gibi koroner arter hastalıklarını da tetikler. Depresyon, kaygı durumu, düşmanlık duygusu ve sosyal yakınlık gibi psikososyal etkenler ileri dönemdeki koroner kalp hastalığı riskini 6 kat artıran bağımsız etmen olarak gösterilmiştir.