Koroner Angiografi

Kalp krizi ve ani ölüm ile sonuçlanabilen koroner arter hastalıkları, dünyadaki en önemli sağlık sorunlarından biridir. Koroner arter hastalıklarından şüphelenilen kişilerin, kalbi besleyen damarlarının görüntülenmesi işlemine koroner anjiyografi adı verilir. Kalp damarlardaki darlığın durumu ve darlıkların nasıl tedavi edileceği bu sayede detaylı olarak öğrenilir. Eğer damarlarda ileri düzeyde darlık mevcut ise, balon, stent veya by-pass cerrahisi gibi tedavi yöntemlerinin hangisinin uygun olduğu hakkında bilgi edinilir. Koroner anjiyografi tedavi edici bir işlem olmayıp sadece hastalık hakkında bilgi sahibi olunmasını sağlayan bir görüntüleme yöntemidir.

Tanı amaçlı uygulanan koroner anjiyografi uygulaması genellikle kalp damar hastalığı şikayetleri olan (göğüs ağrısı, sol kola, sırta, çeneye ağrı vurması, yeni başlayan eforla nefes darlığı, bazı hayatı tehdit eden ritm bozuklukları vb.) hastalarda uygulanır. Bazen de hastanın şikayeti olmasa bile, şeker hastalığı, ailede genç yaşta kalp damar hastalığı olan bireylerin varlığı, kolesterol yüksekliği veya bazı ritm bozuklukları mevcudiyetinde de koroner anjiografi yapılması gerekebilmektedir. Tarama amaçlı yapılan eforlu EKG, kalp sintigrafisi veya tomografik anjiografi gibi tetkiklerde şüphe doğması halinde de koroner anjiografi yapılması gerekebilir. Kalp krizi mevcudiyetinde kalp damarlarının görüntülenmesi ilk önceliktir ve hastaların en kısa zamanda ilk ilaç tedavisi sonrasında koroner anjiografiye alınmaları gerekmektedir.

Koroner anjiyografi işlemi nasıl yapılır?

Yaklaşık 2 mm çapı ve 100 cm uzunluğundaki kateter adı verilen ince kabloların kasık ya da el bileği atardamarı üzerinden kalbe ulaştırılması ile sağlanır. Öncesinde steril bir şekilde giriş yapılacak damarın olduğu bölge temizlenir. Ardından giriş yapılan bölge lokal anestezi ile uyuşturulur ve işlemin ağrısız bir şekilde yapılması sağlanmış olur. Daha sonra kateter damar içerisinden kalbi besleyen damarların çıktığı bölgeye ilerletilir. Kontrast maddesi verilerek damarlar geçici olarak boyanır ve detaylı olarak incelenmek üzere farklı açılardan kalbin röntgeni çekilerek bilgisayar ortamına kaydedilir. Daha sonra görüntüler detaylı bir şekilde analiz edilerek damar tıkanıklığının mevcudiyeti ve ciddiyeti değerlendirilir. Genellikle 10 – 15 dakika süren işlem sonrası, hasta gün içerisinde taburcu edilir.

Hangi damarlar yoluyla koroner anjiografi yapılabilir?

Koroner anjiografi yıllardır kasık atardamarından yapılmaktaydı. Bu damarın çapı geniş olup, anjiografi yapacak hekim için uygulanması daha kolay olan bir yöntemdir. Fakat işlem bittikten sonra kasık damarındaki plastik kılıfın çıkartılmasını takiben kanamanın olmaması için uzun süreli bası yapılması, sonrasında ise genellikle bu bölgeye kum torbası koyulması ile 4-6 saat hastanın hareketsiz bir şekilde yatmasını gerektirmektedir. Fazla kilolu, şuur değişikliği olan, kan sulandırıcı ilaç kullanan veya uzun süre sırtüstü hareketsiz yatmayı engelleyen iskelet sistemi hastalığı olan hastalarda kanama, ciltaltı kan birikmesi, damar balonlaşması gibi ciddi sorunlara yol açabilecek sorunlara neden olabilmektedir.

Son yıllarda giderek yaygınlaşan el bileği atardamarı yoluyla anjiografi yapılması, kasık damarına kıyasla çok daha konforludur. Anjiografi sonrasında kanamanın kısa sürede durması, hastaların hemen oturabilmesi ve yürüyebilmesi, kanama ihtimalinin daha düşük olması gibi nedenlerle her geçen gün daha çok tercih edilmektedir. Damar çapı daha ince olduğundan bu konuda tecrübeli hekimlerin tercih edilmesi önerilmektedir.

Koroner anjiyografi işleminin muhtemel olumsuz sonuçları nelerdir?

Tıbbi işlemlerin tümünde olduğu gibi koroner anjiyografide de oldukça nadir görülse de belirli riskler vardır. İşlem sonrası en sık karşılaşılan komplikasyon kanama ya da cil altı kan birikmesidir. Bununla birlikte nadir olsa da atar damarda yırtılma, damar balonlaşması, kalp krizi, inme, böbrek yetersizliği ve ölüm gibi riskler görülebilir.